Erdoğan’ın makam aracına tüküren gence 7 bin 600 TL para cezası

26 Mart 2015 Perşembe

İstanbul Adalet Sarayı’nda bulunan 54. Asliye Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen karar duruşmasında sanık Fatih Koçkesen ve avukatı hazır bulundu. Müdahil Cumhurbaşkanı RecepTayyip Erdoğan’ı ise duruşmada avukatı Hatice Özay temsil etti.


"MÜVEKKİLİM İÇ DÜNYASINDAKİ Soma FACİASINDAN ETKİLENME OLAYI NEDENİYLE KABAHAT İŞLEMİŞTİR VE YERE TÜKÜRMÜŞTÜR"
Sanık Koçkesen’in avukatı Osman Öner, suç unsurlarının oluşmadığını belirterek, şöyle konuştu:

"Başbakan’ın suça konu araçta olup olmadığı belli değildir. Bu husus kendisine sorulsun. Müvekkilim gözaltına alınıp karakola götürülürken avukat istemesine rağmen tutanaklara geçirilmemiş, yolda ifade tutanağı düzenlenerek imzalaması istenmiştir. Müvekkilimin kendisi de Cuma’ya giden bir kişi olup, iç dünyasındaki Soma faciasından etkilenme olayı nedeniyle bir kabahat işlemiştir ve yere tükürmüştür. Ancak bu eylemi hakaret kastıyla yapmamıştır. Müvekkilimin hakkında öncelikle beraatini, şayet ceza tertip edilecek olursa lehe olan hükümlerin uygulanmasını, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ederiz."

"ŞİKAYETÇİYİZ, SANIK CEZALANDIRILSIN"
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Hatice Özay ise "Sanığın cezalandırılmasını talep ederiz, şikayetçiyiz" dedi.

"AVUKAT İSTEMEME RAĞMEN BU TALEBİM YERİNE GETİRİLMEDİ"
Söz verilen Sanık Fatih Koçkesen ise "Avukat istememe rağmen bu talebim yerine getirilmedi. Telefonuma el konularak dış dünyayla bağlantım kesildi. Tamamen kendilerinin yazdığı tutanağı imzalamamı istediler. İmzalamak istemeyince de akşam saat 20.00’ye kadar tuttular, imzaladıktan sonra saldılar" ifadelerini kullandı.

"SANIĞIN KAMU GÖREVLİSİNE KARŞI HAKARET SUÇU SABİT"
Davayı karara bağlayan mahkeme, sanığın kamu görevlisine karşı hakaret suçunun sübuta erdiğini  belitti. Mahkeme, suçun işleniş biçimi, kullanılan araç, işlendiği zaman, yer, konunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı ile kastın ağırlığı, amaç ve saiki gözönüne alarak, sanık Koçkesen’in 365 gün adli para cezasına çarptırılmasına karar verdi.

Sanığın eyleminin aleni ortamda yapıldığının anlaşıldığını belirten mahkeme, cezayı 1/4 oranında artırarak 456 gün adli para cezasına hükmetti.

Mahkeme, sanığın adli sicil geçmişi, dosya kapsamında anlaşılan sosyal ilişkileri, yargılama sürecindeki gözlemlenen davranışlarını da gözönüne alarak indirime gitti ve Fatih Koçkesen’in 380 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verdi.

ADLİ PARA CEZASI ERTELENDİ
Sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecindeki pişmanlığı ve suçun özelliklerini gözönünde bulunduran mahkeme, günlüğü 20 TL’den sanığı 7 bin 600 Tl adli para cezasına çarptırdı. Sanığın daha evvelden kasıtlı suçtan mahkum olmaması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarını gözönünde bulunduran mahkeme, Koçkesen’in yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate vararak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

Mahkeme, sanığın 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına hükmetti. Sanık Koçkesen 5 yıl içinde suç işlemezse dava ortadan kalkacak.

İDDİANAMEDE 2 YIL HAPSİ İSTENİYORDU
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan 1 sayfalık iddianamede, 11 Temmuz 2014 günü dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın makam aracının Eyüp Sultan Camii önünde park halinde bulunduğu sırada, Fatih Koçkesen’in (28) makam aracına doğru tükürdüğünün olay ve yakalama tutanaklarından anlaşıldığı anlatıldı.

Koçkesen’in Eyüp Sultan Camii önünde park halindeki siyah renkli makam aracının plakasının 02 olduğunu görünce aracın Başbakan’a ait makam aracı olduğunu düşündüğü, Soma’da meydana gelen maden faciasından Başbakan ve hükümeti sorumlu gördüğünden tepki olması açısından araca tükürdüğünü kabul ettiği kaydedildi.

Fatih Koçkesen’in "kamu görevlisine hakaret" suçundan 1 yıldan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyordu.

Sivas Cumhuriyet Ü. Mesleki Dünya Standartları Semineri ÜCRETSİZ

7 Mart 2015 Cumartesi

​Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Fen Fakültesi Öğrenci Temsilciliği tarafından Mesleki Dünya Standartları Semineri Verildi.

Seminere katılan TSC Akademi Eğitim Sorumlusu Gökhan BÜYÜKPOLAT Fen Fakültesinde okuyan Biyokimya,Biyoloji,Kimya,Moleküler Biyoloji ve Genetik, Kimya Mühendisliği ve Eczacılık fakültesi öğrencilerine yönelik meslek hayatlarında kullanacakları ,Kalite Standartları,İyi Laboratuvar Uygulamaları,İyi Hijyen Uygulamaları,İyi Üretim Uygulamaları gibi Dünya çapında geçerli olan kalite standartları hakkında bilgi verdi.Konuşmacı Gökhan Büyükpolat bu kalite sertifikaları ve eğitimleri almadan iş hayatlarında ne gibi zorluklarla karşılaşabileceklerini hatta işsiz bile kalabilecekleri hakkında örnekler verdi.

Fen Fakültesi Öğrenci Temsilciliği ve Biyokimya Kulübü olarak ortak düzenlenen seminere yaklaşık 200 öğrenci katıldı. Seminer Fen Fakültesi Erfüz Edgüer Konferans salonunda gerçekleşti. Konferansa Biyokimya Bölümü Prof.Dr Şenay ÇETİNUS ve Biyokimya Bölümü Yar.Doç. Demet BAYBAŞ'ta katıldı.

Konuşmacı Gökhan BÜYÜKPOLAT bu etkinliği düzenlenmesinde katkısı olan Cumhuriyet Üniversitesi Öğrenci Konsey Başkan Yardımcısı, Fen Fakültesi Öğrenci Temsilcisi ve Aynı zamanda Biyokimya Bölümü Bölüm Temsilcisi olan Emre DEMİR'e teşekkür etti.






Salihli İçin Çal - 45 Yürek Salihli İçin Atıyor

19 Mart 2014 Çarşamba



Salihli Manisa Salihli Merkez Anadolu Lisesi Müzik Öğretmeni Ömer EBEPERİ'nin yönetmenliğinde yürütülen bu çalışmada toplam 45 kişi görev almıştır. Değerler Eğitimi projesi kapsamında Salihli ilçesindeki Orta öğretim kurumlarında eğitimine devam eden öğrenciler, Salihli'nin doğal ve kültürel güzelliklerini "Kırmızı Buğday Ayrılmıyor Sezinden" adlı türkü ile tanıtmışlardır.

CHP'liler, kadınlar gününde pansuman malzemesi dağıttı

8 Mart 2014 Cumartesi

CHP Esenyurt Belediye Başkan adayı Çetin Çapan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde kadınlara pansuman malzemesi dağıttı. Çapan, çiçek buketi ile birlikte verdikleri tentürdiyot ve sargı bezinin şiddete tepki için dağıttıklarını belirtti.

Çetin Çapan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde farlı bir etkinlik yaptı. Esenyurt meydanında partililerle buluşan Çapan, burada meydandan geçen kadınlara çiçek ile birlikte pansuman malzemesi dağıttı. İçinde tentürdiyot, sargı bezi ve yara bandı olan paketler çiçekler ile birlikte başkan adayı Çapan tarafından kadınlara dağıtıldı. İçinden farklı bir hediye çıkacağını düşünen kadınlar pansuman malzemelerini görünce şaşırdı.

Çapan yaptığı açıklamada, "Kadın şiddet vakfı araştırmalarına göre Esenyurt'ta 2013 yılında 974 kadın şiddet görerek polis merkezine gitmiştir. 110 kadına koruma kararı alınmış, 153 kadın ise sığınma evlerine yerleştirilmiştir. 4 kadın da eşi tarafından öldürülmüştür. Erkeklerin yüzde 35'i eşine şiddet uyguluyor. Şiddet uygulayan kadınlar ya sesiz kalıyor, ya da yakınlarıyla paylaşıyor. Biz belediye seçimlerini kazandığımız da Esenyurt'ta kadınlarımıza sığınma evleri yapacağız. Kadına şiddetin önüne geçeceğiz. Şiddet gören kadına sahip çıkacağız ve şiddete karşı duracağız. Dağıtılan bu malzeme şiddet gören kadınların yaralarını sarmak ve şiddet görmelerini engellemek amaçlı simgesel bir şeydir ve tepkidir." dedi.

Kim Gülen'e mektup yazdı başına gelmeyen kalmadı

3 Mart 2014 Pazartesi


CEMAATİN DERDİ TEKASÜR KRİZİ
Karşımızda, yola çıkış itibariyle dinî bir yapı var. Bu yapı, eğitimi kendisine alan olarak seçmiş ve bu alanda yürümüş. 1967'lerde yola çıkmış olan hareket; bugün okulları, dershaneleri, basın-yayın organları, ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarıyla adeta devlet haline gelmiştir. Dostça bir eleştiri yapmak isterim. Problem, Gülen cemaatinin güce ve nüfuza talip olmasıdır. Kur'an'daki Tekasür Sûresi'nde ifade edildiği gibi ben bunu "Tekasür Krizi" olarak adlandırıyorum. Yani çoğaltma tutkusu krizi.
10 YIL ÖNCE GÜLEN'LE TANIŞTIM
Gülen grubuna mensup insanları 30 yıldan beri tanırım ve görüşürüm. Hocaefendi ile tanışmam ise 10 yıl önceye dayanıyor. Hocaefendi hakkında bir karalama kampanyası yapılmıştı ve o dönem Akit gazetesindeki köşemde yapılanın yanlışlığına dair bir yazı yazmıştım. Bu yazı üzerine mektuplaştık ve 2009 yılında bir program nedeniyle gittiğim Amerika'da bir görüşmemiz de oldu.
CEMAATE OBEZ ABİ BENZETMESİ
Problem olarak gördüğüm bazı meseleleri ilettim ve daha sonra bir mektupla da bu eleştirilerimi teyit ettim. Özetle Cemaatin, Müslüman cemaatler içerisinde abilik konumuna oturduğunu ama obez bir abi olduğunu, elindeki rızkı; küçük kardeşlerine paylaştıracağına, küçük kardeşlerinin önündekini de almaya çalıştığını söyledim.
İkincisi; ümmetin çıkarı ile cemaatin çıkarı ne zaman çatışsa, bugüne kadar hep ümmetin çıkarını değil, kendi çıkarını öncelediğini ifade ettim.
Üçüncüsü; Cemaatin bir menfaat grubu görüntüsü verdiğini belirttim.
Dördüncüsü; zengin sever bir görüntü verdiğini, yoksul, muhtaç, mağdur ve mazlum kesimlere sahip çıkması gereken bu yapının güç ve nüfuza sahip çıktığını münasip bir lisanla ilettim. Bu eleştirileri hem hocaefendiye, hem de cemaatin buradaki temsilcilerine ilettim.
BAŞIMIZA GELEN PİŞMİŞ TAVUĞUN BAŞINA GELMEDİ
Hocaefendi gayet nazikâne davrandı; fakat oradan çıktıktan sonra başımıza gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi.
Şahsi olarak başıma gelenleri anlatarak olayı kişiselleştirmek istemiyorum. Ancak Akabe camiası olarak size birkaç örnek verebilirim.
KELEPÇE TAKIP GÖTÜRDÜLER
Akabe kardeş kuruluşlarımızdan bir arkadaşımızın uzak vilayetlerden birinde bir BAĞ-KUR davası var. BAĞ-KUR memuru, primleri alıyor ve yolsuzluk yapıyor. Bizim arkadaşımız mağdur ve bu dava da 15 senedir sürüyor. Mağdur olan arkadaşımızı davaya götürmek için bileğine kelepçe takıp hapse attılar. Yalvar yakar, rica minnet ancak kelepçeli şekilde uçakla davaya gönderme izni alabildik. Bu olayın arkasını araştırdığımızda ise karşımıza Cemaat çıktı.
CEMAATİ ELEŞTİRİYORSUNUZ!
İkinci olay ise yine Akabe kardeş kuruluşlarımızdan bir yardım kuruluşumuzun kamu yararına vakıf statüsü alabilmesi için müracaat ettik. Yeterlilik teftişi yapan müfettiş geldi ve açıkça kuruluşumuzun başkanına, "Ben size yeterlilik raporu vermeyeceğim. Çünkü siz cemaati eleştiriyormuşsunuz" dedi. Bu hâkim ve müfettiş cemaatin değil, devletin memurudur. Cemaatten değil, milletten maaş almaktadır.
CEMAATİN İÇİNDE 3 KESİM VAR
Cemaatin içerisinde üç kesim olduğunu görüyorum. Birinci kesim; Gerçekten samimi, candan, mü'min insanlar. İkinci kesim de; cemaatten nemalanan ve cemaati bir menfaat organizasyonu gibi gören insanlar. Üçüncü kesim ise çok elit, çok az. Bu kişiler beyin takımını oluşturan ama beyni kendilerine bırakılmamış, yani merkezden "Biz yaparız" diyen bir takım.
Bu üç kesimden birinci kesimin ciddi manada şu anda bir kısmının koptuğunu görüyorum. Bu kişiler, "Biz bunun için yapmadık, bunun için yardım etmedik, bunun için para vermedik" diyor. Birinci kesimin ikinci kısmıysa şu anda tereddüt ve ciddi bocalama yaşıyor.

Sıla: Gezi olayları müthiş bir şahitlikti

2 Mart 2014 Pazar


Yeni albümü "Yeni Ay" ile sevenleriyle buluşan şarkıcı Sıla, Bugün'e samimi açıklamalarda bulundu. Veridiği röportajın bir kısmında Türkiye'nin gündemine hakkında da yorumlarda bulunan ünlü şarkıcı, Gezi olaylarını da değerlendirdi. İlk siyasi demecini veren Sıla,"Gezi olayları mühtiş bir şahitlikti" diyor...
İşte Sıla röportajından öne çıkan başlıklar...

"APOLiTiK DEĞiLiM"

*Türkiye'deki sosyal gerçekliğe dokunan da bir Sıla var. Bundan 3-4 yıl önce Hrant Dink'i anma töreninde Kayahan'ın Hep Karanlık'ını okumuştunuz. Apolitik biri olmadığınız fikri, doğru sayılabilir mi?
Özgürlüğün ve bağımsızlığın peşinde olan bir sanatçıyım. Elbette apolitik değilim.

"GEZİ BAMBAŞKA BİR DENEYİMDİ"

*Politik tarafı güçlü olan Sıla, Gezi olaylarını nasıl okudu?
Gezi, bambaşka bir deneyimdi. Gezi'de, kim olduğumuzu ve kim olmadığımızı gördük! Özgürlük için nasıl savaşacağımızı gördük. Yakınlaştık, tokalaştık. Müthiş bir şahitlikti.

 
Ana Sayfa | Reklam Ver |İletişim
Copyright © 2013. Türkiye Haberleri,Siyaset,Ekonomi,Yerel Seçimler,Spor - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalama yapılamaz!..