Erdoğan’ın makam aracına tüküren gence 7 bin 600 TL para cezası

26 Mart 2015 Perşembe

İstanbul Adalet Sarayı’nda bulunan 54. Asliye Ceza Mahkemesi’nde bugün görülen karar duruşmasında sanık Fatih Koçkesen ve avukatı hazır bulundu. Müdahil Cumhurbaşkanı RecepTayyip Erdoğan’ı ise duruşmada avukatı Hatice Özay temsil etti.


"MÜVEKKİLİM İÇ DÜNYASINDAKİ Soma FACİASINDAN ETKİLENME OLAYI NEDENİYLE KABAHAT İŞLEMİŞTİR VE YERE TÜKÜRMÜŞTÜR"
Sanık Koçkesen’in avukatı Osman Öner, suç unsurlarının oluşmadığını belirterek, şöyle konuştu:

"Başbakan’ın suça konu araçta olup olmadığı belli değildir. Bu husus kendisine sorulsun. Müvekkilim gözaltına alınıp karakola götürülürken avukat istemesine rağmen tutanaklara geçirilmemiş, yolda ifade tutanağı düzenlenerek imzalaması istenmiştir. Müvekkilimin kendisi de Cuma’ya giden bir kişi olup, iç dünyasındaki Soma faciasından etkilenme olayı nedeniyle bir kabahat işlemiştir ve yere tükürmüştür. Ancak bu eylemi hakaret kastıyla yapmamıştır. Müvekkilimin hakkında öncelikle beraatini, şayet ceza tertip edilecek olursa lehe olan hükümlerin uygulanmasını, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ederiz."

"ŞİKAYETÇİYİZ, SANIK CEZALANDIRILSIN"
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatı Hatice Özay ise "Sanığın cezalandırılmasını talep ederiz, şikayetçiyiz" dedi.

"AVUKAT İSTEMEME RAĞMEN BU TALEBİM YERİNE GETİRİLMEDİ"
Söz verilen Sanık Fatih Koçkesen ise "Avukat istememe rağmen bu talebim yerine getirilmedi. Telefonuma el konularak dış dünyayla bağlantım kesildi. Tamamen kendilerinin yazdığı tutanağı imzalamamı istediler. İmzalamak istemeyince de akşam saat 20.00’ye kadar tuttular, imzaladıktan sonra saldılar" ifadelerini kullandı.

"SANIĞIN KAMU GÖREVLİSİNE KARŞI HAKARET SUÇU SABİT"
Davayı karara bağlayan mahkeme, sanığın kamu görevlisine karşı hakaret suçunun sübuta erdiğini  belitti. Mahkeme, suçun işleniş biçimi, kullanılan araç, işlendiği zaman, yer, konunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı ile kastın ağırlığı, amaç ve saiki gözönüne alarak, sanık Koçkesen’in 365 gün adli para cezasına çarptırılmasına karar verdi.

Sanığın eyleminin aleni ortamda yapıldığının anlaşıldığını belirten mahkeme, cezayı 1/4 oranında artırarak 456 gün adli para cezasına hükmetti.

Mahkeme, sanığın adli sicil geçmişi, dosya kapsamında anlaşılan sosyal ilişkileri, yargılama sürecindeki gözlemlenen davranışlarını da gözönüne alarak indirime gitti ve Fatih Koçkesen’in 380 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verdi.

ADLİ PARA CEZASI ERTELENDİ
Sanığın kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecindeki pişmanlığı ve suçun özelliklerini gözönünde bulunduran mahkeme, günlüğü 20 TL’den sanığı 7 bin 600 Tl adli para cezasına çarptırdı. Sanığın daha evvelden kasıtlı suçtan mahkum olmaması, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarını gözönünde bulunduran mahkeme, Koçkesen’in yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate vararak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

Mahkeme, sanığın 5 yıl süreyle denetim süresine tabi tutulmasına hükmetti. Sanık Koçkesen 5 yıl içinde suç işlemezse dava ortadan kalkacak.

İDDİANAMEDE 2 YIL HAPSİ İSTENİYORDU
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan 1 sayfalık iddianamede, 11 Temmuz 2014 günü dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın makam aracının Eyüp Sultan Camii önünde park halinde bulunduğu sırada, Fatih Koçkesen’in (28) makam aracına doğru tükürdüğünün olay ve yakalama tutanaklarından anlaşıldığı anlatıldı.

Koçkesen’in Eyüp Sultan Camii önünde park halindeki siyah renkli makam aracının plakasının 02 olduğunu görünce aracın Başbakan’a ait makam aracı olduğunu düşündüğü, Soma’da meydana gelen maden faciasından Başbakan ve hükümeti sorumlu gördüğünden tepki olması açısından araca tükürdüğünü kabul ettiği kaydedildi.

Fatih Koçkesen’in "kamu görevlisine hakaret" suçundan 1 yıldan 2 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyordu.

CHP'liler, kadınlar gününde pansuman malzemesi dağıttı

8 Mart 2014 Cumartesi

CHP Esenyurt Belediye Başkan adayı Çetin Çapan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde kadınlara pansuman malzemesi dağıttı. Çapan, çiçek buketi ile birlikte verdikleri tentürdiyot ve sargı bezinin şiddete tepki için dağıttıklarını belirtti.

Çetin Çapan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde farlı bir etkinlik yaptı. Esenyurt meydanında partililerle buluşan Çapan, burada meydandan geçen kadınlara çiçek ile birlikte pansuman malzemesi dağıttı. İçinde tentürdiyot, sargı bezi ve yara bandı olan paketler çiçekler ile birlikte başkan adayı Çapan tarafından kadınlara dağıtıldı. İçinden farklı bir hediye çıkacağını düşünen kadınlar pansuman malzemelerini görünce şaşırdı.

Çapan yaptığı açıklamada, "Kadın şiddet vakfı araştırmalarına göre Esenyurt'ta 2013 yılında 974 kadın şiddet görerek polis merkezine gitmiştir. 110 kadına koruma kararı alınmış, 153 kadın ise sığınma evlerine yerleştirilmiştir. 4 kadın da eşi tarafından öldürülmüştür. Erkeklerin yüzde 35'i eşine şiddet uyguluyor. Şiddet uygulayan kadınlar ya sesiz kalıyor, ya da yakınlarıyla paylaşıyor. Biz belediye seçimlerini kazandığımız da Esenyurt'ta kadınlarımıza sığınma evleri yapacağız. Kadına şiddetin önüne geçeceğiz. Şiddet gören kadına sahip çıkacağız ve şiddete karşı duracağız. Dağıtılan bu malzeme şiddet gören kadınların yaralarını sarmak ve şiddet görmelerini engellemek amaçlı simgesel bir şeydir ve tepkidir." dedi.

Güney Sudan ordusunda çatışma

5 Mart 2014 Çarşamba

Ülkenin resmi ordusu konumundaki Sudan Halk Kurtuluş Ordusu'ndan (SPLA) yapılan açıklamada, "Başkent Cuba'daki ordu karargahında, komando birliği ile diğer bir birlik arasında, maaşın gecikmesi ve işlerin yavaş yürümesi nedeniyle patlak veren anlaşmazlık nedeniyle çıkan çatışmada, 5 asker yaşamını yitirdi, bazıları da yaralandı. Ağır silahların kullanıldığı çatışma sona erdirildi" denildi.
Yaralıların sayısına ilişkin net bilgi verilmeyen açıklamada, olayla ilgili soruşturma açıldığı ve çatışmaya karışanların gözaltına alındığı belirtildi.
Öte yandan Enformasyon Bakanı Michael Makuei Lueth, Cuba'da düzenlediği basın toplantısında, SPLA karargahından çatışma sesleri duyulması üzerine, "ordu birlikleri arasında bölünme" yaşadığına dair yer alan haberlerin gerçeği yansıtmadığını ifade etti. Lueth, "Bu sabah meydana gelen olaylar, herhangi bir askeri karargahta meydana gelebilecek normal bir şey" dedi.

Türkiye gideceği yolu biliyor

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Brüksel'deki temaslarının son gününde burada yaşayan Türklere hitap ederek, "Tartışmalara, iftiralara, seçime dönük olan bitenlere hiç bakmayın. Türkiye gideceği yolu da biliyor. Kimin peşinden gideceğini de biliyor, kimi lider yapacağını da kimi başbakan yapacağını da biliyor. Bunlar hariçten gazel okuyorlar. Bizim milletimiz hariçten gazel okuyanları bilir ve ona göre de her daim tavır alır. Ben inanıyorum ki 30 Mart’ta da aynı tavrı yine alacaktır” dedi. 
Adalet Bakanı Bozdağ, Türklerin yoğun olarak yaşadığı Schaerbeek semtindeki Fatih Camii lokalinde düzenlenen toplantıya katıldı. Bozdağ, burada yaptığı konuşmada, istikrarın önemine dikkat çekerek, "Türkiye’nin aydınlık yolunu karartmak isteyenlerin her daim olduğunu ve bundan sonra da olacağını" belirtti. Bozdağ, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Sayın Başbakan’ın şahsına, ailesine, çocuklarına, sevdiği saydığı ne kadar kişi varsa onların üzerine iftirayla büyük bir bombardıman yapılıyor. Herkes bunu görüyor. Biz de bunu görüyoruz, millet de bunu görüyor. Bu oyuna, bu oyunda oynayanlara, bu millet hiç prim vermedi yine vermeyecektir. Sandıkta herkes dersini alacaktır." 
Milletin dualarıyla geldiklerini söyleyen Bozdağ, "Gazetelerin manşetleriyle veya sermayenin kararıyla veya karanlık odakların, güçlerin kararıyla buraya gelmedik. Bundan sonra da yolumuzu onlarla yürümeyeceğiz. Yine milletle yürüyeceğiz. Milletin adamları olmak bizim için şereflerin en büyüğü. Tayyip Erdoğan da tıpkı Adnan Menderes gibi, tıpkı Atatürk gibi, tıpkı Erbakan gibi milletin adamıdır” diye konuştu.
Seçime giderken milletin iktidara ya da başka partilere muhabbetini azaltmak için birtakım oyunlar olabileceğini ifade eden Bozdağ, şunları söyledi:
“Hatırlarsanız 2002 seçimine giderken Başbakanımızın ismini milletvekili listesinden silmişlerdi, adaylığını iptal etmişlerdi, milletvekili seçilememişti. ‘Oy vermeyin, muhtar bile olamaz’ diye propaganda yapıldı. Ama netice nafile, Başbakanımız ve partisi milletimiz tarafından büyük bir kabul gördü. Muhtar değil Başbakan oldu ve ülkeyi dünyanın yıldız ülkelerinden birisi haline getirdi.  2007’de de ‘367’ vardı, 28 Nisan bildirisi vardı. Cumhurbaşkanı seçemeyen bir Türkiye vardı. Millet o zaman da ‘Yüzde 34 az, yüzde 47 vereceğim’ dedi. Yolları yine millet açtı. Şimdi de başka şeyler var. Biz her seçim öncesi kara propagandaya alıştık.”
Türkiye’deki pek çok değişim ve dönüşümün de yurt dışında yaşayan Türklerin katkısıyla olduğunun altını çizen Bozdağ, “Türkiye’yi güçlü tutmak her yerdeki insanımızın da güçlü olması anlamına gelir” dedi.
Bozdağ, “Yardım elini dünyanın dört bir yanına uzatan, uzatabilen bir ülkemiz var. Nerede bir soydaşımız, nerede bir akrabamız nerede bir vatandaşımız varsa Türkiye tereddütsüz onun yanındadır” diye konuştu.
Bozdağ, Brüksel’deki ikinci gün temasları kapsamında Yunus Emre Kültür Merkezi’ni ve La Vertu adlı okulu da ziyaret etti.
Muhabir: Güven Özalp

Ellerinde 3 kozları kaldı! Varan bir Yazıcıoğlu kasedi...

3 Mart 2014 Pazartesi


İNTERNETHABER (ÖZEL İÇERİK)-Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek 30 Mart yerel seçim öncesi planlanan üç kaos planını açıkladı.

İlk koz Muhsin Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgili Erdoğan'ın ses kasetinin yayınlanması. Bunun sonucu olarak ülkücülerin de sokağa dökülmesiyle Ukrayna'daki gibi olaylar çıkarılacak.

Ve son koz seçim günü sandıkların kaçırılması. Gökçek'in AHaber'de televizyon programında yaptığı açıklamaları şöyle...


BİRİNCİ KOZ: YAZICIOĞLU KASETİ!

Şu anda ellerinde üç kozları kaldı. Birincisi Muhsin Yazıcıoğlu montaj kaseti çıkacak. Muhalif yazarlar bunu kendileri de yazdılar bunu. Hatta birisi Twitter'dan yazdı, ben de bu kaset çıkarsa sizden bilinir savcılığa suç duyurusanda bulunurum deyince yazdıklarını sildi. Ülkücü camiayı sokağa dökmek için tam seçim öncesi kaos çıkaracaklar. Marjinal gruplarda buna katılacak.

İKİNCİ KOZ: UKRAYNA'DAKİ GİBİ SOKAK OLAYLARI

Üçüncü tehlike mutlaka Ukrayna'da olduğu gibi molotoflu ortalğı yakıp yakan bir girişimdi bulunacaklar. Almanya dergisi Yanukoviç ile ilgili 650 milyon paralarla kaçtı diye bir uydurma yaydılar. Ama adamın elinde iki bavul var. Yahu arkadaş iki bavula sığar mı bu para? Niye? Avrupa Birliği bu kişi Rus yanlısı olduğu için istemiyor. AK Parti'de böyle istenmediği için uydurma haberler yayılacak.Sokağa dökecekler göreceğiz ama başarılı olamayacaklar. 

SON KOZ SANDIKLAR KAÇIRILACAK

Son koz sandıklar kaçırılacak. AK Parti'nin güçlü olduğu yerlerde sandıklar kaçırılacak. Marjinal gruplara şu anda eğitim yaptırılıyor. Eğitim metinlerini ortaya çıkaracağım yakında. Bu marjinal gruplar sandık başında olacak ve AK Parti hile yaptı diyecekler ama sandıkları kaçıracaklar.

İnsanların bu konuda titiz olması lazım. Önce olaylar sonra kasetler ve sonra sandığa saldırı.Ama tüm bu olaylara rağmen sandıktan birinci çıkacağız.

O vali neden Muhsin Yazıcıoğlu yaşıyor dedi?


Muhsin Yazıcıoğlu'nun hayatını kaybettiği Helikopter kazasının ilk saatlerinde "Yazıcıoğlu Yaşıyor" diye açıklama yapan dönemen Kayseri Valisi Mevlüt Bilici ilk kez konuştu. Neden "Yazıcıoğlu Yaşıyor" diye açıklama yaptığını izah etti. Meğer bakın neler olmuş.
Bilici, kazadan sonra “Yazıcıoğlu’nun yaşadığı, ayağının kırık bir vaziyette olduğu ve helikopterin düştüğü bölgeye ekiplerin intikal ettiğini” ileri süren bir açıklama yapmış, ancak açıklaması doğru çıkmayınca “‘Yazıcıoğlu’nun bulunduğu’ açıklamasını kasıtlı yaptığı ve bölgede aramaların durmasına neden olduğu” öne sürülerek eleştirilmişti.
NEDEN "YAZICIOĞLU YAŞIYOR" DEDİ?
Kayseri Valiliği’nden sonra Danıştay’a atanan Bilici o gün yaşananları şöyle anlattı;
-“Kazanın yaşandığı dönemde Kayseri Valisi olarak görev yapıyordum. Olay günü odamda Kayserili milletvekilleri, bürokratlarla oturuyordum. Yazıcıoğlu’nun kaza yaptığı haberi geldi. Bilgi almak için dönemin Kayseri Emniyet Müdürü Orhan Özdemir’i aradım. Kendisi bir müddet sonra geri döndü.

Eline bir bilgi notu geldiğini, bilgi notunda Yazıcıoğlu’nun kaza yaptığı yere ekiplerin ulaştığını, Yazıcıoğlu’nun ayağının kırık bir vaziyette bulunduğunu, diğerlerinin yaralı olduğunu ve hastaneye kaldırılacağının belirtti. Ben de bu habere sevindim. Odadaki misafirlerimle paylaştım. Bir süre sonra BBP Genel Sekreteri aradı. Aynı bilgiyi onunla da paylaştım. Öğrendiğim kadarıyla onun yanında gazeteciler varmış. Bu konuşma basına ‘Kayseri Valisi’nden açıklama’ olarak lanse edildi.”
KAŞELİ NOTU İSTEYİNCE...
“Daha sonra enkaza ulaşılmadığı bilgisi geldi. Bunun üzerine ben Kayseri Emniyet Müdürünü yeniden aradım. Bilgiyi nereden aldığını getirmesini istedim. Kendisi bilgi notu ile geldi. Gerçekten de bana aktardığı gibi bilgiler bilgi notunda yer alıyordu ancak imza kaşe bulunmuyordu.

-‘Böyle bilgi notu mu olur? İmza ve kaşeli olarak getirin’ dedim. Daha sonra bana bunu bir kaşe ile ilettiler. Bu bilgi notunun Kahramanmaraş’tan geldiğini söyledi. Bu bilgi notunu olayla ilgili soruşturmayı yürüten savcıya, Meclis’teki komisyona ve Devlet Denetleme Kurulu’na verdiğim ifade de aynı bilgileri aktardım. Emniyet Müdürü Orhan Özdemir de bu bilgileri soruşturma mercileri ile paylaştı.”
OLAYDAN SONRA TEHDİT MAİLLERİ YAĞDI
“Ben bu olaydan sonra çok yıprandım. Kimseye kendimi ifade edemedim. Birçok tehdit maili aldım. Bunun hesabını vereceksin tarzında tehdit, hakaret içerikli binlerce mail geldi. Art niyetle yapılan bir konuşma değildi. Kaldı ki aramaların durması da söz konusu değildi. Bunu dönemin İçişleri Bakanı da belirtti ancak buna rağmen halen Yazıcıoğlu ismi geçince kasıtlı olarak mı bilmiyorum benzer iddialar öne sürülmeye devam ediyor. Bize gelen bilgi notu savcılık makamlarında da mevcuttur. Bu olayın aydınlatılmasını en çok isteyenlerdenim. Umarım bir sonuca ulaşırlar. Benim kanaatim o günkü telefon trafiklerinin, kim kiminle görüştü araştırılması halinde olayın belirli bir noktada aydınlığa kavuşacağı yönündedir.”

Kim Gülen'e mektup yazdı başına gelmeyen kalmadı


CEMAATİN DERDİ TEKASÜR KRİZİ
Karşımızda, yola çıkış itibariyle dinî bir yapı var. Bu yapı, eğitimi kendisine alan olarak seçmiş ve bu alanda yürümüş. 1967'lerde yola çıkmış olan hareket; bugün okulları, dershaneleri, basın-yayın organları, ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlarıyla adeta devlet haline gelmiştir. Dostça bir eleştiri yapmak isterim. Problem, Gülen cemaatinin güce ve nüfuza talip olmasıdır. Kur'an'daki Tekasür Sûresi'nde ifade edildiği gibi ben bunu "Tekasür Krizi" olarak adlandırıyorum. Yani çoğaltma tutkusu krizi.
10 YIL ÖNCE GÜLEN'LE TANIŞTIM
Gülen grubuna mensup insanları 30 yıldan beri tanırım ve görüşürüm. Hocaefendi ile tanışmam ise 10 yıl önceye dayanıyor. Hocaefendi hakkında bir karalama kampanyası yapılmıştı ve o dönem Akit gazetesindeki köşemde yapılanın yanlışlığına dair bir yazı yazmıştım. Bu yazı üzerine mektuplaştık ve 2009 yılında bir program nedeniyle gittiğim Amerika'da bir görüşmemiz de oldu.
CEMAATE OBEZ ABİ BENZETMESİ
Problem olarak gördüğüm bazı meseleleri ilettim ve daha sonra bir mektupla da bu eleştirilerimi teyit ettim. Özetle Cemaatin, Müslüman cemaatler içerisinde abilik konumuna oturduğunu ama obez bir abi olduğunu, elindeki rızkı; küçük kardeşlerine paylaştıracağına, küçük kardeşlerinin önündekini de almaya çalıştığını söyledim.
İkincisi; ümmetin çıkarı ile cemaatin çıkarı ne zaman çatışsa, bugüne kadar hep ümmetin çıkarını değil, kendi çıkarını öncelediğini ifade ettim.
Üçüncüsü; Cemaatin bir menfaat grubu görüntüsü verdiğini belirttim.
Dördüncüsü; zengin sever bir görüntü verdiğini, yoksul, muhtaç, mağdur ve mazlum kesimlere sahip çıkması gereken bu yapının güç ve nüfuza sahip çıktığını münasip bir lisanla ilettim. Bu eleştirileri hem hocaefendiye, hem de cemaatin buradaki temsilcilerine ilettim.
BAŞIMIZA GELEN PİŞMİŞ TAVUĞUN BAŞINA GELMEDİ
Hocaefendi gayet nazikâne davrandı; fakat oradan çıktıktan sonra başımıza gelen pişmiş tavuğun başına gelmedi.
Şahsi olarak başıma gelenleri anlatarak olayı kişiselleştirmek istemiyorum. Ancak Akabe camiası olarak size birkaç örnek verebilirim.
KELEPÇE TAKIP GÖTÜRDÜLER
Akabe kardeş kuruluşlarımızdan bir arkadaşımızın uzak vilayetlerden birinde bir BAĞ-KUR davası var. BAĞ-KUR memuru, primleri alıyor ve yolsuzluk yapıyor. Bizim arkadaşımız mağdur ve bu dava da 15 senedir sürüyor. Mağdur olan arkadaşımızı davaya götürmek için bileğine kelepçe takıp hapse attılar. Yalvar yakar, rica minnet ancak kelepçeli şekilde uçakla davaya gönderme izni alabildik. Bu olayın arkasını araştırdığımızda ise karşımıza Cemaat çıktı.
CEMAATİ ELEŞTİRİYORSUNUZ!
İkinci olay ise yine Akabe kardeş kuruluşlarımızdan bir yardım kuruluşumuzun kamu yararına vakıf statüsü alabilmesi için müracaat ettik. Yeterlilik teftişi yapan müfettiş geldi ve açıkça kuruluşumuzun başkanına, "Ben size yeterlilik raporu vermeyeceğim. Çünkü siz cemaati eleştiriyormuşsunuz" dedi. Bu hâkim ve müfettiş cemaatin değil, devletin memurudur. Cemaatten değil, milletten maaş almaktadır.
CEMAATİN İÇİNDE 3 KESİM VAR
Cemaatin içerisinde üç kesim olduğunu görüyorum. Birinci kesim; Gerçekten samimi, candan, mü'min insanlar. İkinci kesim de; cemaatten nemalanan ve cemaati bir menfaat organizasyonu gibi gören insanlar. Üçüncü kesim ise çok elit, çok az. Bu kişiler beyin takımını oluşturan ama beyni kendilerine bırakılmamış, yani merkezden "Biz yaparız" diyen bir takım.
Bu üç kesimden birinci kesimin ciddi manada şu anda bir kısmının koptuğunu görüyorum. Bu kişiler, "Biz bunun için yapmadık, bunun için yardım etmedik, bunun için para vermedik" diyor. Birinci kesimin ikinci kısmıysa şu anda tereddüt ve ciddi bocalama yaşıyor.

Küçük çocuktan Bahçeli'ye sevgi seli fotoğrafları video



Seçim çalışmaları kapsamında İzmir'de temaslarda bulunan Devlet Bahçeli Tarihi Kemeraltı Derneği ve STK temsilcileri ile Hisar Camisi önünde kahvaltı yaptı. Ziyarete Bahçeli'nin yanına giderek sevgi gösterisinde bulunan küçük çocuk damga vurdu. 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin İzmir'de ilk durağı Konak ilçesi oldu. Tarihi Kemeraltı Derneği ve STK temsilcileri ile Hisar Camisi önünde kahvaltı yapan Bahçeli, mehteran gösterisiyle karşılandı, kendisine mehteran takımında kullanılan kuşak takıldı. 

Partililer, Bahçeli'yi karanfillerle karşılarken, pek çok partili Bahçeli'yi elinden öptü. MHPGrup Başkanvekili Oktay Vural, MHP İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Taşer, partinin ilçe belediye başkan adayları ve çok sayıda partilinin katıldığı programda,Kerim Yılmaz isimli bir çocuğun Bahçeli'nin yüzünü sevmesi ilginç görüntüler ortaya çıkardı.
TESBİH HEDİYE ETTİ
Kahvaltı programında açıklama yapmayan Bahçeli, Tarihi Kemeraltı Derneği Başkanı'na tespihini hediye ederken, Azerbaycan Kadın Kültür Merkezi Derneği tarafından da Bahçeli'ye Hocalı katliamını anlatan albüm, Azerbaycan bayrağı hediye edildi. Bahçeli'yi karşılamaya gelen diğer STK temsilcileri ise Bahçeli'ye Kur'an-ı Kerim takdim etti. İki gün boyunca İzmir'in ilçelerini gezerek halkla buluşacak olan Bahçeli, kahvaltı programının ardından Kiraz ilçesine gitti.

Aydınlar'dan Bilal Erdoğan kasetine cevap


AYDINLAR: HİÇ BİRİNİ SÖYLEMEDİM
İDDİALARI KONU OLAN FENERBAHÇE KONGRESİNDE NE OLMUŞTU?

Fenerbahçe'nin başkanının seçtiği kongrede Aziz Yıldırım ile Mehmet Ali Aydınlar yarışmıştı. Seçim sonucunda Yıldırım, rakibi Aydınlar'a büyük fark atarak yeniden başkan olmuştu. Aziz Yıldırım 9380 oy alırken, Aydınlar 6821 oy almıştı.

BİLAL ERDOĞAN DA SEÇİMDE OY VERMİŞTİ

Kasette Bilal Erdoğan, kongreye katıldığında Aydınlar'a desteğini göstermek açısından ne yapabileceğini konuşuyor.

Bilal Erdoğan Fenerbahçe'deki söz konusu kongreye katılmış ve oyunu böyle kullanmıştı.
Bilal Erdoğan Fenerbahçe kongre oy.png
- Benim seçim konuşmalarıma bir bakın. O sözlerin hiç birini söylemiş miyim.

İki kişi arasında bir konuşma yapılmış. Ama ben orada geçen sözlerin hiç birini söylemedim.

Bana da ne mesaj geldi, ne de bu konuda herhangi bir telkin.
KASETTEKİ İDDİALAR NELER;

1-Mehmet Ali Aydınlar'ın seçim konuşmasında 3 konuyu öne çıkarmasını istiyor. Birincisi Fenerbahçe Bankası, ikincisi Kenan Evren lisesi yerine yapılacak AVM, üçüncüsü ise şike yasası... 

2- Erdoğan oğlundan bu mesajları İstanbul Büyükşehir Belediyespor İdari Menajeri Mustafa Eröğüt aracılığıyla Aydınlar'a iletmesini istiyor.

3- Erdoğan 'Aziz Yıldırım'a yüz vermediğini' söylüyor ve Yıldırım'ın hapisten sonraki tüm randevu taleplerini geri çevirdiğini anlatıyor.

4- Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun damadı Ahmet Özokur’un Aziz Yıldırım’ın yönetim kurulu listesine girdiği ortaya çıkınca Bilal Erdoğan'ın onun hakkında 'şerefsiz' dediği iddia ediliyor.

5- Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "1 oy 1 oydur' diyerek Bilal Erdoğan'dan kongreye gidip oyunu kullanmasını istiyor.

6-Erdoğan, Şenes Erzik ile yaptığı görüşmenin Aziz Yıldırım tarafından gündeme getirilmesine çok kızıyor. 

Başbakan Erdoğan'dan Gülen ve Kılıçdaroğlu bombardımanı

Ruh ikizi CHP ve MHP'ye Gülen'in de katıldığını söyleyen Başbakan Erdoğan, "Üç kafadara üç koyun verin kaybedip gelirler." dedi.
Cemaatin makbuzsuz para toplamasına değinen Erdoğan bunların da hesabını soracaklarını açıkladı. Kılıçdaroğlu için "Tahtakale'de kaset tüccarı olur" ifadesini kullanan Erdoğan,
kapı kapı dolaşıp AK Parti'yi şikayet eden cemaatin ablalarına da tepki gösterdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin Niğde Cumhuriyet meydanında düzenlediği mitingte konuşma yaptı. İşte öne çıkan konular:
"Niğde Milli iradeden yana. Bu sevdayı biz biliriz bir de siz bilirsiniz. Bu sevdayı CHP ve MHP anlamaz. Onların irtibatları milletle değil başka yerlerde. CHP’nin genel başkanı çıkmış AK Partiye oy verirseniz iki elim yakanızdadır diyor.
KENDİNE BİLE OY KULLANAMADI
Sen kimsin ya. Sen kimsin. Sen belediye seçimlerinde ikametini koyduğun kağıthanenin ismini bile unuttun ya.. Kağıttepe diyecek kadar zavallısın ya. O seçimde kendine bile oy kullanamadı. Kendi oy pusulasını bulamayan adamdan yönetici olur mu? Böyle bir zavallıdan idareci olabilir mi? Bunlar ne sandığı ne de milleti bulabilirler Tam aksime milletin elleri bunların yakasında olacak inşallah.
BİTLİS'TE 5 PARTİ BİR OLMUŞ
Bahçeli nereye oy verirseniz verin ama AK Parti'ye oy vermeyin diyor. bunlar siyasetin millet için yapıldığını öğrenemediler. Bitlis'te 5 parti bir olmuş. CHP MHP, BDP, DP bir tane daha vardı. Beşinin oyunu toplamı zaten yüzde 7.40. 40 çürük yumurtadan bir sağlam yumurta olmaz. Bunu söyle biliniz. Bunların hepsini bir araya getirin bunlardan bir şey olmaz.

30 Mart yerel seçiminde en kritik iller TIKLA GÖR

KUZEY EGE: Kuzey Ege’de yarış genel olarak AK Parti ve MHP arasında geçiyor. Daha önce buradaki Manisa ve Balıkesir’in oylarını sosyal demokrat seçmenlerin de desteği ile MHP kazandı. Ancak şimdi yeni yerel seçim kanununa göre buralarda AK Parti daha iddialı. Yani belediye başkanlığı seçiminde artık şehir merkezi dışında kullanılan oylar da devrede. Ve bu oylar 2011 genel seçimlerinde AKP’ye yöneldi.
BURSA VE KÜTAHYA : AKP yönetimindeki Bursa ile Kütahya’da ve CHP yönetimindeki Çanakkale’de durum nispeten daha net. 30 Mart’ta bu şehirlerin kaderini sol oylardan çok MHP ve AKP’nin birbirlerinden ne kadar seçmen alacağı karar verecek. Başbakan Erdoğan’ın seçim mitinglerine bu bölgeden başlaması tesadüf değil.
İÇ EGE'NİN KRİTİK İLLERİ : İç Ege’de yer alan Denizli, Uşak, Afyon, Isparta ve Burdur da önceki bölge ile benzer özellikler taşıyor. Burada da genelde AK Parti-MHP yarışı var.
MHP 2009’da aldığı Uşak ve Isparta’da mevcut belediye başkanları ile yarışa giriyor ve yüzde 10’u geçmeyen oy farklarıyla aldığı bu şehirlerde AKP’nin nefesini ensesinde hissediyor.
Ancak Uşak’ta partisinin kazanamayacağını düşünen CHP seçmeninin bir kısmı ve Isparta’da artık varlık gösteremeyen Demokrat Parti’ye oy vermiş %17’lik kitle MHP’nin elini rahatlatabilir.
Bu şehirlerden Burdur’da, CHP % 1,46’lık oy oranıyla seçimi kaybetti. Önceki seçimler birçok parti için önemli bir referans ve burada MHP’yi tercih etmiş bir kısım seçmenin bu sonucun ardından CHP’ye oy vermesi şehrin el değiştirmesine yol açar.
EN GÜÇLÜ RAKİP MHP : Afyon’da AK Parti’nin en güçlü rakibi MHP. Burada önceki seçimlere bakıldığında sol seçmenin neredeyse tamamı MHP’ye destek vermiş görünüyor. Seçim sonucunu siyasi gelişmeler ve şehirde ciddi oy potansiyeli olan Saadet Partisi’nin performansı belirleyecek.
AKDENİZ KIYI SAVAŞI : Akdeniz kıyısında yer alan Antalya, Mersin, Adana ve Hatay’da 30 Mart akşamı ortaya çıkacak hiçbir sonuç şaşırtıcı olmaz. AK Parti % 5 oy farkıyla kaybettiği Antalya’da önceki adayı ile iddialı. Erdoğan miting ve açılışlar için bu kente sık sık uğruyor. Şimdiye kadar 29 kez kenti ziyaret eden Başbakan Antalya’yı almak istiyor. AKP’nin avantajı daha çok oy aldığı kırsalın da bu seçimde oy kullanacak olması.
MERSİN'DE KİM İDDİALI: Mersin’de üçlü bir yarış var. AK Parti önceki yerel seçimde burada üçüncü olsa da artık etkili olan kırsal oylarıyla daha iddialı. İkinci olan MHP de şehirde sevilen adayı ile potayı zorlamaya aday. Şehrin kaderini MHP adayının hedeflediği oyu alıp alamayacağı ve alırsa da bunu CHP’den mi yoksa AKP’den mi koparacağı belirleyecek. Her üçü de sonunda ipi göğüsleyebilir. Şehir merkezinde ve özellikle Tarsus’ta yaşayan Kürtlerin, BDP adayı yerine çözüm sürecini başlatan ve yürüten AK Parti’ye destek vermesi muhtemel.
ANADA SÜRPRİZ : Adana da ise 4 ihtimalli bir yarış var. 4 majör partinin yanında 4 farklı partiden 5 defa belediye başkanı seçilen ve son olarak MHP’den aday olan ve kazanan Aytaç Durak da bağımsız olarak adaylığını koydu. Durak’ın alacağı her oy burada AK Parti’nin elini güçlendiriyor.
Hatay, Suriye iç savaşından en çok etkilenen kent. Şehirde bulunan sınır kapılarında gerçekleşen intihar saldırılarının sebep olduğu ölümler, şehirde Suriyeli sığınmacıların fazla oluşu, ihracat yapmanın zorlaşması ve şehirde sayıları hayli fazla olan nakliyatçıların yaşadığı sorunlar hükümet aleyhine bir hava yaratıyor. AK Parti Adalet bakanını buradan aday göstererek zayiatını azaltmaya çalışsa da CHP bir önceki seçimi kazanan AK Parti’li belediye başkanını aday göstererek ciddi bir hamle yaptı. Burada seçim kesinlikle iki aday arasında geçecek ve her sonuca gebe.
ANADOLU'NUN KRİTİK İLLERİ: Çekirdek Anadolu diye tabir edebileceğimiz Amasya, Çorum, Kırıkkale, Kırşehir, Nevşehir, Aksaray ve Niğde hattında AKP yarışın sabit üyesi. Kimi yerlerde CHP kimi yerlerde de MHP karşısına çıkıyor.
Burada muhalefet partilerinden birbirlerine oy geçişi İç Ege’deki kadar değil. Bunda en önemli etken CHP oylarının önemli bir kısmının Alevi seçmenlerden gelmesi. Geleneksel olarak CHP’li olan bu kitle MHP’ye oy vermekte daha temkinli. Bu da yarışta her partinin kendi bacağından asılması anlamına geliyor.
Amasya ve Niğde’de 3 parti de güçlü. Durumu MHP’nin sağ seçmenlere yönelik başarısı belirleyecek. Bu, CHP’nin de aradan sıyrılmasına sebep olabilir. Ancak bu iki şehirde %40 ile önceki seçimi kazanmış olan AK Parti hâlâ ilk favori.
Çorum’da AKP-CHP yarışı var. AKP bir adım önde olsa da burada alevi ve sol oyların yanında milliyetçi oyları da alabilen CHP kıran kırana bir yarışın içinde.
Kırıkkale, Aksaray ve Nevşehir’de MHP-AKP yarışı var. Kırıkkale’de önceki seçimde etkili olan DP’ye oy veren kitlenin bu sefer kime oy vereceği büyük önem taşıyor. Aksaray ve Nevşehir’de AKP’nin önünde MHP dışında bir parti yok. MHP tek alternatif olma özelliği ve buna bağlı olarak sağ seçmenden alacağı her ekstra oy ile AKP’ye yaklaşıyor.
BATI ANADOLU : Eskişehir’de burayı elinde bulunduran CHP ile AKP arasında kıran kırana yarış var. Şehri yöneten CHP’li belediye başkanı çok seviliyor ama artık Büyükşehir Belediye Başkanlığı için oy kullanacak olan kırsal bölgelerde AKP daha güçlü.
Bolu ve Bilecik’te 2009 yılında CHP % 0.5 ve % 2.7 bir oy oranları ile yarışı kaybetti. Bu iki şehirde 2009’da Milliyetçi oyların emaneten CHP’ye yöneldiğini, 2011 seçim sonuçlarından rahatlıkla görebiliyoruz. Yarış CHP ve AK Parti arasında.
MHP Kastamonu, Bartın ve Karabük’te önceki yerel seçimde ipi göğüsledi. Karabük’te fark % 0.13 gibi düşük bir oy oranıydı. Çankırı’da ise MHP % 1.5’lik oy farkıyla kaybetti. Buralarda AKP ile MHP arasında kıyasıya bir yarış gerçekleşecek.

Sivaslı olan BBP lideri Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünün ardından bu parti 2009 seçimlerinde % 50 oy ile şehri aldı. Bu partinin Sivas’ta bu sefer nasıl bir performans göstereceği çok önemli. İbre 2011 genel seçimlerinde büyük oranda AKP lehine dönmüştü. Yarış AKP ve BBP arasında geçecek gibi görünüyor.
DOĞU KARADENİZ'DE DURUM NE?
Doğu Karadeniz’de en sıcak noktalar her ikisi de büyükşehir olan Ordu ve Trabzon. Ordu’da ipi daha sonra CHP’ye geçen DSP adayı göğüslemişti. İlk defa etkili olacak kırsal oyları AKP’yi de CHP kadar iddialı hale getirebilir.
Trabzonlular önceki seçimde CHP’yi son seçimde AKP’yi tercih etti. İki seçimde de taraflar rakibine fark atamadı. Durum her iki sonuca da açık.
Gümüşhane’de çok az bir farkla MHP, Bayburt’ta ise az bir fakla AK Parti yarışı kazandı. Buralarda da bu iki parti arasında el değiştirmeler olabilir. Bayburt’ta genel seçimde AKP’yi, yerelde ise kendi partisini destekleyen ve hatırı sayılır bir oyu olan Saadet Partisi seçmeninin ne yapacağı önemli.
DOĞU ANADOLU'NUN KRİTİK İLLERİ
Erzincan, Sivas, Erzurum ve Elazığ’da AKP ve Milliyetçiler yarışıyor.
Erzurum, hükümet ile çatışan eski müttefik Fethullah Gülen’in doğduğu kent. Cemaatin en güçlü olduğu yer ve bu kitlenin şehirde zaten önemli bir güce sahip MHP’ye yöneleceği kesin. Bu da şehirde MHP-AKP yarışını öne çıkarıyor. Üçüncü bir seçenek yok.
Erzincan ve Elazığ’da da AKP karşısındaki en ciddi rakip MHP. Bu parti burada gösterdiği adaylar ve son gelişmelerin ardından AKP’yi zorlamaya aday.
Tunceli’de CHP-BDP yarışı var. Şehirde sayıları hayli fazla olan Sosyalistlerin aday çıkarmak yerine BDP’yi destekleyecek olmaları zaten belediyeyi elinde bulunduran bu parti için avantaj. Ancak genel seçimde şehrin mevcut iki milletvekilini de alan ve genel başkanı da Tuncelili olan CHP, BDP’nin belediye hizmetlerinden memnun olmayan bir kitleyi de yanına çekerek şehirde yarışa girdi. Tunceli’de de de üçüncü bir seçenek zor görülüyor.
Ardahan’da önceki seçimde sol oylar CHP ve DSP arasında eşit bir şekilde bölündü. Bu da AKP’nin şehri almasında etkili oldu. Oy toplamı %30’u bulan diğer partilerin seçmeni de bu yarışta büyük oranda AKP ve bu seçimde sol adına tek başına yarışacak gibi görülen CHP arasında bölünecek. Yarış kıran kırana…
Van Gölü çevresi
Önceki yerel seçimde Ağrı, Muş ve Bitlis’te AKP, Siirt ve Van’da BDP seçimi kazandı.Iğdır belediyesi 2009’da MHP’den, BDP’den önce kurulan DTP’ye geçti. Şehirdeki Azeri seçmenin ciddi bir kısmı sağ oyları böldüğü ve buna sebep olduğu gerekçesiyle AKP’ye kızgın. AKP yine aday gösterse de seçim MHP ve BDP arasında geçecek gibi görülüyor. 2011 seçimlerinde MHP’nin burada birinci olması da bu küçük şehri seçim sonucu en çok merak edilen yerlerden biri haline getiriyor.
Ancak 2011’de Muş’ta BDP destekli bağımsız aday, Siirt’te de AK Parti ipi göğüsledi. Sözkonusu şehirlerde hiçbir galip diğerine büyük bir fark atamadı. Yani bu şehirlerde iki parti de seçimi kazanma konusunda iddialı.
İstisnai bir durum Van’da var. 2011 Van depreminin ardından şehre yapılan yatırımlar ve TOKİ binaları AK Parti lehine bir rüzgar estirmiş durumda. Burada AK Parti, BDP karşısına önceki seçimlerden daha iddialı olarak çıkıyor.
SURİYE SINIRINDAKİ İLLER
Mardin’in kaderini yeni yerel seçim kanunu belirleyecek. Şehri elinde bulunduran AKP, Mevcut belediye başkanının kan kaybetmesi ve artık ilçe ve köylerin de büyükşehir için oy kullanacak olması sebebiyle zor durumda. BDP güçlü olduğu kırsal oyları ile çok daha avantajlı.
Şanlıurfa siyasette İslami öğelerin daha etkili olduğu bir yer. Üstelik il sınırları Mardin’den farklı olarak daha fazla Arap ve Türkmen nüfus barındırıyor. Bu seçmenlere muhafazakâr Kürt oyları da eklenince AKP kan kaybetse bile Urfa’da favori. Köylerin ve doğu ilçelerinin oylarıyla BDP’nin AKP’yi zorlaması muhtemel.
Kilis’te CHP zayıf aday göstererek burada potansiyeli olan MHP’ye üstü kapalı destek veriyor. Suriye iç savaşının yarattığı tepki oyları ile birlikte MHP burada AKP karşısında ciddi bir rakip haline geldi.

İşte Kılıçdaroğlu'nun yeni malvarlığı listesi


CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, yaptığı yazılı açıklamada, taşınmaz mal bilgileri, kooperatif bilgileri ve diğer mallar hakkında bilgilere yer verdi.

Beyannameye göre, taşınmaz mal bilgileri kapsamında

- 142 bin TL değerinde Ankara Balgat semtinde eşi Selvi Kılıçdaroğlu adına bir konut,

- Kendi adına da 57 bin 313 TL değerinde Akyurt'ta bir konut,

- 75 bin 284 Lira 54 kuruş değerinde Tunceli'de bir konut

- 300 bin TL değerinde ise Burhaniye'de bir konut bulunuyor.

Ayrıca Akçalı Konut Yapı Kooperatifi ile Gökyurt Konut Yapı Kooperatiflerinde hissedar olduğu belirtildi.

OĞLUNUN MALVARLIĞI

Öte yandan taşınır mal bilgileri kapsamında oğlu Kerem Kılıçdaroğlu adına da Renault Clio marka bir otomobil beyan edildi.

Diğer taşınmaz mallar olarak da aralarında Fikret Otyam, Hüseyin Yüce gibi ressamlara ait toplam 8 tablo bulunuyor.

Kayseride Cinnet geçiren baba dehşet saçtı! 6 ölü!



KAYSERİ'de cinnet geçiren inşaat işçisi 34 yaşındaki Kemal Duran, eşi ve 3 çocuğunu bıçak ve keserle öldürdükten sonra, 7 yaşındaki oğlunu kucağına alıp 11'inci kattan atladı. Baba- oğul da olay yerinde can verdi

Olay bugün saat 15.40'da merkez Melikgazi İlçesi Şirinevler Mahallesi'nde meydana geldi. Daha önce psikolojik tedavi gördüğü öğrenilen inşaat işçisi Kemal Duran, ailevi sorunlar yüzünden çıkan kavga sırasındacinnet geçirdi. Kemal Duran, eşini ve 3 çocuğunu bıçak ve keser darbeleriyle öldürdükten sonra, 7 yaşındaki oğlunu kucağına alıp, oturdukları apartmanın 11'inci katındaki yangın merdiveninden boşluğa atladı. Yere çakılan baba- oğul da olay yerinde yaşamlarını yitirdi. 

6 kişinin yaşamını yitirdiği aile faciası sonrası bölgeye çok sayıda polis sevk edildi. Ölen 4 çocuk ve annelerinin kimlikleri henüz öğrenilemedi.

Devlet Bahçeli İzmirde : Saklayamazsınız, üstünü örtemezsiniz


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, yolsuzluk ve rüşvetle mücadele, başbakanın görevleri içinde önemli bir görevi olduğunu belirterek, "Bundan vazgeçemezsiniz, saklayamazsınız, üstünü örtemezsiniz" dedi. 
Bahçeli, seçim çalışmaları kapsamında İzmir'in Ödemiş ilçesinde düzenlediği mitingde, 17 Aralık 2013 tarihinin, İstanbul merkezli operasyonla ortaya çıkan yolsuzluk ve rüşvet iddiaları nedeniyle Türk milleti açısından "kara bir gün" olduğunu savundu. 
Operasyonla başlayan sürecin Türkiye'yi çok büyük bir felakete doğru sürüklediğini iddia eden Bahçeli, şu görüşleri dile getirdi: 
"Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın, 'bana komplo yapılıyor, bazı konularda, beni çekemiyorlar, yargı yoluyla darbe yapmak istiyorlar' gibi safsatalara, korkulara kapılmasına gerek yok. Yolsuzluk ve rüşvetle mücadele, başbakanın görevleri içinde önemli bir görevidir. Bundan vazgeçemezsiniz, saklayamazsınız, üstünü örtemezsiniz. Sayın Başbakan'a düşecek olan görev, Adalet ve Kalkınma Partisi olarak, 'AK Partiyi' her tarafta ifade ettiğine göre, senin yapacağın, tek bir şey var; yolsuzluk ve rüşvet nereye kadar uzanıyorsa, nereye kime kadar varıyorsa mutlaka mücadele sürdürülmeli ve sonuç alınmalıdır."
İnlerine gireceğine yolsuzluğun dibine gir
Bahçeli, Başbakan Erdoğan'ın bunu yapmak varken, iddiaların üzerini örtemeye çalıştığını ileri sürerek, şöyle devam etti: 
"Savcıları kıyarak, 8 bin memurumuzu sağa sola dağıtarak, 28 valiyi yerinden oynatarak, hakim ve savcıları kendilerine yandaş yaparak, nöbetçi hakimler aracılığıyla (operasyonun) 74. gününde bir takım insanları tahliye edip 141 kişiden hiç kimsenin içeride kalmamasını sağlayarak, kendisi de her gün televizyonlarda çıkıp mağduriyeti oynamaya, kendisiyle uğraşanların bulunduğunu söyleyerek, paralel devletten, oradan buradan bahsedip, 'inlererine kadar ineceğiz'.... Ne demek inlerine kadar inmek? İnlerine kadar ineceğin yerde yolsuzluk ve rüşvetin dibine kadar gir." 
Başbakan Erdoğan'a ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarının ilgili montaj olduğunu söylemesinin yetmeceğini, uzmanlar tarafından da incelenmesi gerektiğini dile getiren Bahçeli, şunları kaydetti: 
"Montaj diyor, neyin montajı? Başbakan olarak bunu söylemen yetmez. Devletin yönetimi sende, teknoloji ülkenin imkanları buna müsait, üniversiteler müsait, çok iyi ses uzmanları var, ses mühendisleri var. Özellikle müzik alanında çok kıymetli sanatçılarımız var. Şöyle bir kulak misafiri olmaları yeter. Ne kadar montaj olup olmadığı anlaşılır ama sonradan bakan olmuş bir şahsiyet Başbakan'ı sanki tahrik edip daha sert bir ortama sevk edecek şekilde bir konuşma yapıyor. 'TÜBİTAK, bana bağlı orada uzmanlar var, isterseniz bunu oralarda inceletebiliriz ama ben dinledim orada montaj var' diyor. Ne kadar büyük adamsın sen, montajı anlamada ne kadar büyük beceriye sahipsin. Bunu söylüyor 7 uzmanı da görevden alıyor. Neyi saklıyorsunuz? Bu milleti de bu kadar saf mı zannediyorsunuz."
Rüşvet ve yolsuzluğun toplumların kanseri olduğunu ve devletleri çökerttiğini ifade eden Bahçeli, toplumu ve devleti böyle bir felakete sürükleyecek tutuma kimsenin hakkı olmadığını söyledi. 
Bahçeli, batı ülkelerinde bu yöndeki en ufak iddialarda siyasilerin istifa ettiğini ve hesap verdiğini, diktatörlükle yönetilen ülkelerde ise bunun sonunda iç çatışmaya kadar giden boyutlara vardığına işaret ederek, "Diktatörlüğe heveslenerek yolsuzluk yapanların sonu felaket olmuştur. Tunus, Mısır, Suriye, Mısır, Libya, Endonezya bu örneklerle dolu. Yolsuzluk ve rüşvet devam ederse halk tarafından iyice fark edilir ve yolsuzluk yapanlar ile rüşvet alanlar hiçbir şekilde adalet önüne çıkartılmıyor, korunuyorsa o zaman bu ülkede yaşayanlar arasında yiyenler ile yemeyenlerin kavgası başlar" diye konuştu. 
Çözüm süreci 
Bahçeli, çözüm süreci çalışmalarını da eleştirerek, yapılan demok açılımların ülkeyi bölünme tehlikesiyle karşı karşıya bıraktığını ileri sürdü. 
"Demokratik açılım" adı altında verilen tavizlerin ülkeyi çok tehlikeli bir iç çatışma ortamına sürükleyeceğini öne süren Bahçeli, şöyle devam etti:
"Bu gelişme yanlıştır. Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bundan vazgeçmesi lazımdır. Oslo'dan İmralı'ya, İmralı'dan kalkıp Kandil'e müzakerelerle bu tavizler veriliyorsa bunun sonu felekattir ve bu iktidar bunun altından kalkamaz. Bunlara aşırı şekilde destek veren AKP'liler de bunun altından kalkamaz. Herkese buradan, Ödemiş'ten duyuruyorum, efeler diyarından sesleniyorum; Türkiye'de ne bir insanımızı kaybetmeyi isteriz ne bir karış toprağımızı birisine vermeyi isteriz. O sebepten dolayı herkes aklına başına almalı ayağını yerden kesmemelidir."  
Muhabir: Ufuk Kırabalı

MANİSA'nın Turgutlu İlçesi'nde kaza 4 ölü

2 Mart 2014 Pazar

MANİSA'nın Turgutlu İlçesi'nde, kontrolden çıkarak Gediz Nehri'ne uçan otomobil 4 kişiye mezar oldu. Kazadan yaralı olarak kurtulan 1 kişi hastaneye kaldırıldı.

Kaza, bugün saat 20.00 sıralarında, İzzettin- Sinirli Köyü yol ayrımında meydana geldi. İzzettin'den Turgutlu'ya gelen ve içinde 5 kişinin bulunduğu sürücüsünün kimliği belirsiz, 45 ZA 6768 plakalı otomobil, kontrolden çıktı. Gediz Nehri'ne uçan otomobilden yaralı kurtulan Bilge Demirdal, aracın üzerine çıkarak çevreden yardım istedi. Yardım çağrılarını duyanların ihbarı üzerine kaza yerine AKS 110, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edildi.
Bölgeye gelen acil yardım ekiplerinin kontrolünde araçtan çıkamayan 4 kişinin boğularak hayatını kaybettiği belirlendi. Kazadan yaralı kurtulan Bilge Demirdal ambulansla Turgutlu Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Tedaiye alınan Demirdal'ın, hayati tehlikesinin bulunmadığı belirtildi. AKS 110 ekiplerinin çalışması sonucu ölen 4 kişinin cesedi araçtan çıkartıldı. Ölenlerin kimliklerinin belirlenmeye çalışıldığı kaza ile ilgili araştırma başlatıldı.

Somali Kan ağlayan ağaç hangi şehirde ve hangi ülkede ?



Kesildiği ya da gövdesine darbe aldığı zaman kırmızı renkli bir sıvı akıtan bu ilginç ve sıra dışı ağaç, Hint Okyanusu kıyısında Somali sahillerinde bulunuyor.

Ağaçtan süzülen kanlı sıvı ise binbir derdin devası olarak görülüyor. Öyle ki bir damlası 3 tam elmadan daha fazla antioksidan içermesi ile biliniyor.

Ejder-Dragon Ağaçları, özsuları kırmızı-kan rengi olan ağaçlardır. Gövdeleri yaralandığı zaman sızan kırmızı kan rengi özsıvıları nedeni ile ejder ağaçları olarak adlandırılırlar.

Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalarda, kırmızı rengi veren özsu içinde, insan ve hayvanların kanında bulunan hem’in (hemoglobulin içindeki demir) bulunduğu gösterilmiştir.
CİLT İÇİN MÜKEMMEL ETKİSİ VAR

Ejderha Kanı reçinesinin iyileştirici ve tedavi edici gücü Amazon yağmur ormanlarının yerli kabileler tarafından yüzlerce yıldır bilinmekte ve cilt için en etkili bitkisel madde olarak kabul edilmekte. 

Bir çok klinik ve bilimsel araştırmalar Ejderha Kanı reçinesinin cilt problemlerinde etkili olduğunu göstermekte.
KANAMALARI DURDURUYOR

Amazon ormanındaki yerliler, bu reçineyi yüzyıllardır kanamaları durdurma da, yaraları dezenfekte etmede ve her tür cilt sorunlarını iyileştirmede kullanmakta. 

Bu yöredeki kabilelerce, deri sıyrıkları, yara ve kesikler, yanıklar, ağız ülseri, böcek ısırıkları, egzama, sedef, akne, sivilce, dudak uçuklarına ve daha başka rahatsızlıklara karşı Ejderha Kanı, lokal ve oral olarak kullanılmakta.

Gülten Kışanak : Diyarbakır geziden beter olur



Diyarbakır Belediye Başkan adayı Gültan Kışanak, şehir için hükümetin hazırladığı projelere karşı çıktı ve yapılması halinde Gezi'den daha beterinin Diyarbakır'da olacağını söyledi.
Radikal gazetesinden Şirin Payzın'a konuşan aynı zamanda BDP Eşbaşkanı Kışanak, Diyarbakır için düşündükleri yönetim şeklini açıkladı.

Şimdi siz böyle anlatınca demokratik özerkliğe geçiş başlıyor böyle anlaşılıyor? 31 Mart’ta seçimi kazanırsanız bölge merkezden değil yerelden yönetime geçiyor öyle mi?

Diyarbakır kendi kendini yönetecek. Zaten yönetiyor. Biz halkı karar mekanizmasının içine sokmak istiyoruz. Sadece oy vermekle olmaz, bu şehirde yaşayanların söz hakkının da olması gerekiyor. Her yıl birlikte bütçe yapacağız. Bir sonraki yılın bütçesini halkla birlikte belirleyeceğiz. Özyönetimle özgürleşeceğiz.

GEZİ EYLEMLERİNİN BÜYÜĞÜ DİYARBAKIR'DA OLUR

Hükümetin Diyarbakır’a yapmak istediği bazı projelere karşısınız. Ve bu konuda gerginlik var; yatırıma karşı olduğunuz şeklinde anlaşıldı bu.

Hayır, biz bu kentin değerlerinin talan edilmesine karşıyız. Üç kıymetli alanımız var. Hevsel bahçeleri. Nefes alanımız. Burayı konut alanı ilan ettiler. İktidar, belediyelerin elinden imar yetkisini alıyor. Sonra Atatürk Stadı. Burayı da TOKI’ye konut yapsın diye vermek istiyorlar. TOKİ bu alanla ilgili ihale çağrısı yaptı. Buradan bu ihaleye girmeye hazırlananlara sesleniyorum. Para kazanmanın daha temiz yolları var. Bu ihaleye girmeyin. Bu katliama ortak olmayın.

Bu projelere halk ne diyor?
Şu kadarını söyleyeyim. Eğer bu projeler hayata geçerse Gezi eylemlerinin çok daha büyüğü burada yaşanır. Diyarbakır ayağa kalkar.

Kaset savaşları yerel seçime nasıl yansıyacak?

Bu, yeni bir duruma işaret ediyor. Büyük bir koalisyondu AKP iktidarı. Ama koalisyon çatırdadı. yarıldı. Birbiriyle savaş halindeler. Diyarbakır’dan baktığınız zaman durumu şöyle görüyoruz: AKP yıllarca Kürtlere karşı yapılan haksızlıkları ve operasyonları birlikte yaptı bu paralel yapıyla. Bizim büyük bir demokratik güç olmamızdan korktu. 

“Bunlarla baş edemeyiz, o zaman yanımıza cemaati alalım” dediler. Bize yapılan bütün operasyonları birlikte yaptılar. Bize karşı cemaati desteklediler. O nedenle bugün AKP mağduru oynuyor ama Kürtlerin gözünde mağdur değil zalim hâlâ.

 
Ana Sayfa | Reklam Ver |İletişim
Copyright © 2013. Türkiye Haberleri,Siyaset,Ekonomi,Yerel Seçimler,Spor - Tüm hakları saklıdır. İzinsiz kopyalama yapılamaz!..